26 Mart 2010 Cuma

ÇOK FİLM HAREKETLER BUNLAR




Bugün sizlere gittiğim bir filmden bahsetmek istiyorum. Bahsedeceğim film Yılmaz Erdoğan'ın "godik"leri ve her pazar akşamının vazgeçilmezi BKM Mutfak oyuncularının yazıp, oynadığı "Çok Film Hareketler Bunlar".
Öncelikle izleyicilerin ve filmi izlemek isteyenlerin aklına gelen ilk şey; skeçlerle kıyaslama yapmak olacaktır. Zaten filmin başında bal dudak Eser'de bu konuya dayanmaktadır. Aslında bu tip bir kıyaslama tabiki de doğru değildir ancak, iyi yada kötü eleştiri yapabilmek için de şarttır bir yerde.
Film kısaca; yine televizyondaki skeçlerin benzerlerini daha teknik bir şekilde anlatmalarından ibaretti. Yani aslında televizyondakinin bir benzeriydi. İşin Türkçesi sinemanın nimetlerinden yararlanılmıştı.
Şunu şu anda belirmek isterimki filme gidecek insanların birçoğu, benim gibi, hayal kırıklığına uğrayacaktır. Çünkü; espriler televizyon programındakilerin oldukça altındaydı ve bana göre özellikler "elalem ne der" bölümündeki sahneler gereksiz uzunluktaydı.Şimdi diyeceksiniz ki yahu be adam hiç mi güzel şey yoktu bu filmde diye. Evet olmaz olur mu diyeceğim, tabiki de var. Özellikle Ersin'in çıktığı yaz tatilinde bir türlü sevişecek kadın bulamaması, filmsiz fragman, filmin 2. bölümündeki uçak bölümü ve tabiki de fenomen haline dönüşen Kazım ve Hatce (nam-ı diğer hıyarlı baba ve havuçlu ana). Özellikle Hatce'nin Kazım'a kur yaptığı kırbaçlı ve kelepçeli sahnelerle, Kazım'ın Hatce'nin kafasına kese kağıdı geçirmesi ömrüm boyunca unutamayacağım ve zili çalacağım bir çgh idi.
İşte filmimiz bu kadar. İyisiyle kötüsüyle emek harcanmış bir filmdi ancak, ne yalan söyleyeyim genel anlamda filmi vasat buldum ve hayal kırıklığına uğradım.

7 Mart 2010 Pazar

ALMA "KOMŞUNUN" AHINI ÇIKAR AHESTE AHESTE

Kardeşçe yaşamak derken Türk Milletinin düşmanı çoktu tarihte. Bunlardan birisi de bizim "komşu" Yunanistan'dı. Gerçi aramız hala limoni ama öyle savaş çıkacak kadar da bir düşmanlığımız yok şu günlerde.
Zaten bizim komşu şu sıralar kendi derdiyle meşgul. 300 milyar euroluk borç epey başını ağrıtıyor ve sadece kendini değil diğer tüm kardeşlerini sarsıyor. Ailece bir araya geldiler ve bu borç nasıl kapatılır onun hesabını yapıyorlar. Yapıyorlar ama bugün bir haber okudum ve içimden güldüm acı acı.
Bizim komşunun Almanya adındaki abisi bu borç konusunda birazcık yamuk yapmış. Kardeşine; biz mecbur muyuz her zaman seni kurtarmaya. Sat elinde avucunda ne varsa destek ol kendine demiş. Yani olayı açarsak, Almanya Yunanistan'a elindeki kutsallardan bazılarını yani adalarını sat demiş. Tabi Yunanistan'da ayaklanıp olur mu öyle şey bu ne saçmalık diye yanıp tutuşmuş. Şimdi gelelim neden bu haberi okuduğumda acı acı güldüğüme...
Bu Yunanlılar 1. dünya savaşı sırasında bir kardeş verdiler kara toprağa adı Türkiye olan. Az zulmetmediler, İzmir'i aldılar; yakıp yıktılar. Bayrağını ayaklar altında çiğnediler. Suçsuz, günahsız insanlara kıydılar 2 karış toprak uğruna... Hatta bununla da yetinmeyip Ege Denizindeki adalarımıza bile el koydular. (Hani şu kutsal olanlar varya işte onlar).
İçimden "vaay beee" dedim. Zamanında bize ihanet eden, kendileri için kutsal diye bahane uydurup namusumuza bile göz diken ve kardeşine sırtını dönen dede Yunanistan'ın torunlarının karşısına o ihanet çıkıyor bugünlerde. Demek ki hakikaten de baya bir ahımızı almışlar. O yüzden benden bir tavsiye olsun. Kimse kimsenin ahını almasın, sonra çıkıyor böyle aheste aheste.....

4 Mart 2010 Perşembe

OYLAMA!!!

My Notebook olan blogumun adını, bu blogu yönlendiren kişinin adıyla değiştirmek istiyorum. Yani blogun bundan sonraki adı Elvan Güneş olsun diyenleri ve demeyenleri görebilir miyim??