31 Mayıs 2010 Pazartesi

CP'DEN CHP'YE, MHP'DEN MP'YE

Şunu her zaman kabul etmek gerekir ki; yeni bir akım demek yeni bir umut demektir. Obama ilk çıktığı zaman yer yerinden oynamıştı yeni bir ışık diye. Genç, dinamik ve her şeyden öte "siyahi" bir başkan fikri sadece Birleşik Devletleri değil tüm dünyayı etkilemişti. Şu günlerde de bizim ülkemizde buna benzer bir akım var. Bu yeni akımın adı Kemal Kılıçdaroğlu.
Geçmişinin temizliği, tecrübesi, sakinliği, Gandhiliği ve en önemlisi dürüst siyaset anlayışı da bizde heyecan uyandırmaya başladı. İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimleriyle antrenman yapan Kılıçdaroğlu, başarısını CHP genel başkanı seçilerek perçinledi ve şimdide Başbakanlık konutuna göz kırpmakta. Peki o zaman sormak lazım, bugüne kadar Baykal'dan başka kimseyi tanımayan CHP'de bu işler nasıl bir anda değişti??
Şöyleki; Baykal'ın 18 yıllık genel başkanlık döneminde yaptığı en büyük hareket Cumhuriyetçi ve halkçı bir partiyi sadece Cumhuriyetçi bir partiye dönüştürmek oldu. Hatta ve hatta deyim yerindeyse CHP "Bağdat Caddesi Partisi" oldu. Halktan gün geçtikçe kopan, sadece belli bir zümrenin, ki sadece laik olanların, kabul ettiği bir örgüt görüntüsüne büründü. Bu da zaman içerisinde halk arasında tepki gördü ve iktidar koltuğu CHP için sadece bir hayal olarak kaldı.
İşte tam bu noktada bir adam geldi ve daha geldiği ilk günden itibaren halkla kaynaştı. CHP'ye kaybettiği "h" yi geri kazandırdı. Hem de çok kısa bir zamanda. İşte bu sayede de şimdi iktidar yolunda çok önemli adımlar attılar ve atmaya da devam ediyorlar.
Şimdi, bu işin sol kısmıydı. Gelelim sağa. Sağda sular durgunmuş gibi görünsede bence fırtına öncesi bir sessizlik hakim. Bu fırtına da seçimlerde kopacak ve malesef bazı canları yakacak. Evet şu anda mevcut iktidar sağın elinde ama kaybetme ihtimali günden güne artıyor ve en önemlisi de alternatif gelmiyor.
Öncelikle Anavatan Partisini ele alalım. Bugün böyle bir parti artık yok, kapatıldı. İşin acı olanı da Türk siyasetine Turgut Özal gibi bir adam kazandıran bir partiydi bu kapatılan parti. Gitti mi şimdi alternatifin biri.
Gelelim 2. alternatife... DYP tuttu yılların dinozorlaşmış ismi Cindoruk'u yeniden başa getirdi. E getirdi de noldu, yalan oldu. Bu saatten sonra bu isimlerle ne köy olur ne de kasaba. Bırakın %10 barajını, %5 oy alırlarsa öpüp başlarına koysunlar.
Ve geldik 3. ve en önemli alternatife...MHP'ye. MHP halen Bahçeli ile yola devam ediyor ama hata yapıyor. Hata yapıyor çünkü Milliyetçi ve hareket partisi artık hareket yetisini kaybetti. Bu kaybetme de Bahçeli tarafından gerçekleştirildi. 80 öncesi dönemlerde Ülkü Ocaklarıyla kan akıtan gençlik ve malesef mafyayla özdeşleştirilen MHP, bu dönemde bunu kırmak için pasifize oldu. Oldu ama ölçüyü kaçırdılar. Tabiki de gidip milleti doğrayın demiyorum, asın kesin yıkın da demiyorum ama demokratik düzlemde de hiçbir icraat yok.
Bunlar önemli sorunlar ama daha da önemlisi şu. Türkiye'de yıllardır sol bitti, tükendi diyenler haklıydı ve şu an bir kıpırdanma var ama aynı durum çok kısa bir süre sonra sağ için de oluşacak. Basmakalıp adamlar ve alternatifsizlik sağda sadece tek parti bırakacak, AKP'yi. O zaman da bu sefer sağ için mücadele edilecek ve bu süre boyunca sağda sadece AKP, solda da sadece CHP kalıcak ve demokrasi diye çırpınan halk faşizme boyun eğecek.
İşte benim gözümde mevcut siyasi durum bu. Belki bu söylediklerim bazılarına saçma gelicek ama zaman benim doğruluğumu malesef ispatlayacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder